Özellikle yeni başlayanlara yardımcı olmak amacıyla, bazı fotoğrafçılık ipuçlarını vermek istiyorum. “Pek az insan başkalarının deneylerinden yararlanmayı bilecek kadar akıllıdır.” demiş Voltaire. Buna reğmen paylaşacağım önemli ipuçlarını anlamanız; hata yaparak öğrenme yönteminden sizi kurtaracak, zaman ve fotoğraf tasarrufu  sağlayacaktır. Yazdıklarımın tamamı kişisel tecrübemle sabittir. Amacım, iyi fotoğraflar çekmek isteyenlerin deneme yanılma yoluyla vakit kaybetmemeleri. Umarım faydalı olabilirim.

Fotoğrafçılık İpuçları:
  • Fotoğrafçılık ile ilgili ilk bilmeniz gereken şey, kimsenin size mükemmel fotoğraflar çekmeyi öğretemeyeceği gerçeğidir. Siz ancak sağdan soldan ufak kırıntılar alabilirsiniz. Bunları güzel ve anlamlı bir şekilde birleştirmek ve daha önemlisi, işin içine kendi sezilerinizi katmak, sizi iyi bir fotoğrafçı yapar.
  • Sık kullanılan terimlere çalışın. Diyafram, diyafram ayarı, enstantane hızı, odak uzaklığı, ISO, beyaz ayarı, lens, filtre, deklanşör, kadraj, kompoziyon, histogram vb. Terimleri en başta anlamak, algınızı açacak ve öğrenmenizi hızlandıracaktır.
  • Terimleri anlar anlamaz uygulamaya dökmeniz gerekiyor. Diyafram, diyafram ayarı, enstantane hızı, odak uzaklığı, ISO, beyaz ayarı gibi ayarları kullanın. Sık sık pratik yapın.
  • İlk etapta manuel ayarlama  zor gelebilir, sadece diyafram öncelikli ya da enstantane öncelikli çekimlerle başlayın.
  • Uzun pozlama yapmayı ve hareketi dondurmayı deneyin.
  • ISO’yu artırmanın faydalarını ve zararlarını anlayın. ISO’yu artırmaktan korkmayın. ISO’yu çok artırmak grene neden olur. Ama bazı durumlarda bulanık fotoğraftansa grenli fotoğraf çok daha iyidir. Ayrıca gren estetik amaçla da tercih edilebilir.
  • Öncelikle şunu unutmayın: “İlk 10.000 fotoğrafınız en kötü fotoğraflarınızdır.” Kimse bir günde iyi fotoğrafçı olmuyor, o yüzden bıkmadan çekmeye devam edin. Profesyonellere yetişmenin tek yolu onbinlerce hatta yüzbinlerce fotoğraf çekmektir. Eskiden filmli makinelerde her deklanşöre basma, günümüzün 1-2 TL’si gibi bir para tutardı. Dijital çağın avantajını kullanın. İlginç bir kare görürseniz onu farklı açı, mesafe, yükseklik, kompozisyon, kadraj, diyafram açıklığı, enstantane, odak uzaklığı ile çekin. Deneme yanılma ile hem makinanızın özelliklerine daha hakim olursunuz hem de fotoğrafta hangi ayarın işe yaradığını daha kolay anlarsınız. Kendinizi geliştirdikçe gözünüz daha iyi kareler arayacak, çekim sayınız azalacak ama fotoğraf kaliteniz artacaktır.
  • Kullanma niyetiniz olmasa bile makinenizi gittiğiniz her yere götürün. Şehrin göbeğinde orijinal kızılderilileri görüp çekemeyebilirsiniz. Benim başıma geldi:) Ve şimdiye kadar tek kaçırdığım şey bu değil, zamanla akıllanıyorum.
  • Boş vakitlerinizi iyi değerlendirin ve makinenizi alıp dışarı çıkın. Bu aynı zamanda hem sosyalleşmenizi, hem spor yapmanızı sağlayacaktır. İlla dışarı çıkmam derseniz evde bir şeyler kurgulayıp çekebilirsiniz.
  • Farklı fotoğraflara ve fotoğrafçılara bakın. Güzel bir fotoğrafı neden beğendiğinizi düşünün ve aynı fotoğrafın nasıl çekilebileceğini anlamaya çalışın. Bu yönteme fotoğraf okuma da denmektedir.
  • Başkalarının fotoğraflarını eleştirin. Bu sayede aynı fotoğrafın nasıl daha iyi çekilebileceğini anlarsınız. Kendi çektiğiniz fotoğraflarda da “Nasıl çeksem daha iyi olurdu?” sorusunu sormaktan çekinmeyin.
  • Farklı insanlardan/fotoğrafçılardan fotoğraflarınıza yorum yapmalarını isteyin. Fotoğraf derneklerindeki değerlendirme etkinliklerine katılın, veya fotoğraf paylaşım sitelerinde insanların yorumlarını alın. Yapılacak yorumların hepsini ciddiye almanız gerekmez, zevkler ve stil kişiye göre değişir. Yapıcı olmayan eleştirileri önemsemeyin. Herkes konuşabilir, ama nasıl yapılacağına gelince sesi çıkmıyorsa konuşan kişiyi takmayın. Dikkate almanız gereken, yapıcı eleştirilerdir. Yapıcı eleştiriler teknik becerinizin ve bakış açınızın gelişmesine katkı sağlar, sizi demoralize edip yorumsuz bırakmaz.
  • Sosyal ortamlarda ilk etapta kendinizi kanıtlamaya çalışmayın. O vakti fotoğraf çekmek için harcayın ve öncelikle belirli bir seviyeye ulaşın. Pek çok kişi fotoğraf çekebileceği zamanı, sosyal medyada fotoğraf paylaşarak harcar. Bu sizi asla iyi bir fotoğrafçı yapmaz, aksine sizi yavaşlatır. İlk yıllarınızda kaliteli fotoğraf arşivinizi artırmanız hepsinden daha önemli.
  • Zevk alın. Yoksa fotoğrafçılık sıkıcı olmaya başlar.
  • Fotoğraftan zevk alın ama hayattan zevk almayı unutmayın. Hayat sadece fotoğraftan ibaret değil. Bu yüzden hayatın güzel anlarını pas geçmeyin. Bir havai fişek gösterisinin fotoğrafını çekmek, yanınızda sevdiğiniz kişi ile o anın tadını çıkarmaktan çok farklıdır. Bunu hem kendiniz için, hem de sevdikleriniz için yapmalısınız. Onların siz fotoğraf çekerken sabretmesi, sizin onlarla birlikte güzel anlar yaratmanızla mümkün olur. Ayrıca onları fotoğraftan soğutursanız bu size katlanarak geri döner.
  • Kötü fotoğrafları ilk fırsatta makinenizden silin. Hem hafıza kartınızın dolma ihtimali azalır, hem de eve gidince fotoğraf ayıklama süreniz…
  • En iyi fotoğraflarınızı en az iki kez yedekleyin. Bir anda yıllarınızın emeği boşa gidebilir. Yedeklerden bir tanesi yangın, deprem vb. felaketlere karşı banka kasası, annenizin evi gibi farklı bir mekanda olsun. İnternet üzerinden bulut depolama gibi yöntemleri de kullanabilirsiniz.
  • Makineden sonra ilk alacağınız ekipman, yedek pil ve yedek hafıza kartı olmalı. Sizi yarı yolda bırakacak şeyler öncelikle bunlardır.
  • İlk etapta yeni ekipman alma fikrini unutun. Bu sizi daha iyi fotoğrafçı yapmaz. Yeni başlayanlar için teknik bilgi, ekipmandan çok daha yararlıdır. Ama illa ki ekipman alacaksanız makineden çok lense yatırım yapın. Lenslerde teknoloji genelde merceği değil, kaplama, titreşim azaltma, diyafram halkasının iptal edilmesi gibi diğer özellikleri etkiler. Lensler, makineler gibi sürekli değişmez ve fiyatları ortalama 10-15 yıl boyunca aynı kalır. Makinenizi 5 sene sonra ancak yarı fiyatına satabilirken, 10 sene sonra belki hiç satamazsınız. Ancak bir lensi temiz kullandıysanız 10 sene sonra bile yaklaşık aynı fiyata satabilirsiniz. Aşağıdaki örneği incelerseniz, lens fiyatlarının hemen hemen aynı kaldığını göreceksiniz. Ufak değişiklikler genellikle enflasyon değişimleri ve kampanyalar fiyatlara yansıtıldığından kaynaklanmıştır.
1997 yılında piyasaya çıkan Nikon 80-200mm f/2.8 AF-D ED Macro fiyat değişimi :
1998
$1,175
1999
$1,115
2000
$1,150
2005
$1,025
2008
$930
2010
$1,100
2012
$1109
  • İnternetten çok fazla yorum okumayın. Ekipmanınızın yetersiz olduğu ve bir ton kusuru olduğu, A fotoğrafını çekmek için B ekipmanına ihtiyacınız olduğu, B ekipmanına paranızın yetmediği hakkında tonlarca yorum göreceksiniz. Her makinenin ve her lensin tonlarca kusuru vardır. Ama bilimsel test yapmıyoruz, MTF şemalarının delisi olmayın. En ucuz ekipmanla bile çok güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.
  • İnternette okuduğunuz her yoruma inanmayın, doğruluğunu sorgulayın, hatta bilerek tersini yapın. Ne demişler: “Bir bulanık fotoğraf hatadır, bin bulanık fotoğraf ise stil.
  • Zaman zaman kendinizi tek bir odak uzaklığı ile kısıtlayın.
  • Başlangıçta kenarlarda biraz pay bırakın. Böylece fotoğrafı kırparak kompozisyonu değiştirebilirsiniz. Sonradan keşke biraz daha geniş alsaymışım demektense fotoğrafı kırpmak daha iyidir. Fotoğrafı birazcık kırpmak fotoğrafın baskı kalitesini çok fazla değiştirmez.
  • Fotoğrafı çekerken daha çok uğraşın, bilgisayarda düzenleme safhasında daha az. (Shoot more, edit less kuralı) Çekim anında arkada duran bir çöpü, gereksiz bir nesneyi yok etmek, ışık ve rengin eksikliğini gidermek gibi işlemler bilgisayarda çekim anındaki müdahaleden daha fazla zaman alır ve hatta sonradan düzeltilemeyebilir.İyi fotoğraflara bakarak ve diğer insanlardan aldığımız geri beslemeler sayesinde belirli bir fotoğrafik düzeye geldikten sonra, gün boyunca kendinizi belirli sayıda fotoğraf ile sınırlayın. Tıpkı filmli makinelerde olduğu gibi, film bitince çekimin biteceğini var sayın. Bu kısıtlama, daha fotoğrafı yaratmatan dikkatli olmanızı sağlar.
  • Göz seviyesinden çekim yapmayın. Herkes çektiğiniz şeyi o seviyeden görüyor. Sıkıcı görünmemesi için insanların alışık olmadığı bir bakış açısı bulun, çömelin, yukarıdan çekin, makinayı eğik tutun…
  • Çekim yaparken fotoğraftaki arka planı ve kadrajın kenarlarını kontrol edin. İstemediğiniz şeylerin orada olmadığından emin olun. Ancak kenardaki objeleri, fotoğrafa doğal bir çerçeve oluşturmak için de kullanabilirsiniz.
  • Arada bir otomatik ayarları kullanmamaya çalışın. Manuel ayar yapmak daha yavaştır ama deneme yanılma ile çok şey öğrenebilirsiniz. Makinaya tamamen hakim olduğunuzda, zaman tasarrufu için diğer modları da kullanabilirsiniz.
  • Ayarlarla uğraşmayı takıntı haline getirmeyin. Hızlı gelişen anlar için otomatik ayar yerine manuel kullanmak ve kareyi kaçırmak da amatörce bir iştir. Bununla birlikte tekrarı olmayacak anlarda ISO’yu iyice yükseltmek, flaşla çekmek gibi her türlü tedbir fotoğrafı çekememekten veya bulanık çekmekten iyidir.
  • Fotoğraflarınızı çektikten sonra dijital olarak nasıl müdahale edeceğinizi öğrenin. İlla Photoshop olmasına gerek yok, Elements, Lightroom, Gimp, Getpaint gibi ücretli veya ücretsiz tüm fotoğraf programlarını kullanabilirsiniz. Level, kontrast, beyaz ayarı, parlaklık, doygunluk ve netlik ayarı, renk ayarı, kırpma gibi bazı basit müdahaleler ile birçok fotoğrafınız çok daha güzel hale gelecektir. Müdahalenizin de size uygun bir tarzı olmasında fayda var. Fotoğraflarınızın genel bir uyumu ve ahengi olur.
  • RAW çekiyorsanız sorun değil ama JPEG çekiyorsanız ve çekeceğiniz kare kaçmıyorsa otomatik beyaz ayarı ve otomatik ayarları kullanmamaya çalışın.
  • Fotoğraflarınızla bir şeyler yapın. Mesela kendiniz veya sevdikleriniz için masa takvimi yapın, baskı hediye edin. En azından yakınlarınıza fotoğraflarınızdan hazırladığınız bir gösteri izletin. Alacağınız yorumlar motivasyonunuzu olumlu etkileyecektir ve yapacağınız şey ne olursa olsun fotoğrafların hard diskte boş boş beklemesinden daha iyidir.
  • Zoom yapmakla adım atmak arasındaki farkı öğrenin. Genellikle yeni başlayanlar birkaç adım atmaya üşenir veya zoom yapmayı aynı şey sanarlar. Bu nedenle hareket etmeden zoom yaparak çekmek istedikleri şeyleri çekerler. Yürümek, kadraja girebilecek gereksiz nesne/varlıkları elimine etmek ve kadrajı ayarlamak için kullanılır. Yürümek yerine zoom yaparsanız fotoğraftaki perspektif etkisi ve sıkışma oranı da değişir. Bu ikisinin çekeceğiniz konuya göre sabit kalması daha faydalıdır. Örneğin geriye gitmek yerine zoom out yapıp 24mm ile portre çekmek, o insanın şeklini bozar.

Bu hususlar benim yeni başlayanlara verebileceğim bazı önemli tavsiyeler. Sizin de bir öneriniz varsa lütfen paylaşın. Bol fotoğraflı günler.